YÛF HÂRINA DEHRÜN
Rûhî (1548-1605)
Yûf hârına dehrün gül ü gül-zârına yûf
Agyârına yûf yâr-ı cefâ-kârına hem yûf
Bir’ayş ki mevkûf ola keyfiyyet-i hamre
‘Ayyâşına yûf hamrına hammârına hem yûf
Çün ehl-i vücûdun yeri sahrâ-yı ‘ademdür
Yûf kâfile vü kâfile-sâlârına hem yûf
Zî-kıymet olunca nidelim câh-ü celâli
Yûf anı satan dûna harîdârına hem yûf
‘Âlemde ki bengîler ola vâkıf-ı esrâr
Hayrânına yûf anlarun esrârına hem yûf
‘Ârif kim ola müdbir ü nâdân ola mukbil
İkbâline yûf ‘âlemin idbârına hem yûf
Çarh-ı felegün sa’dine vü nahsine la’net
Kevkeblerinün sâbit ü seyyârına hem yûf
Çün oldu harâm ehl-i Hak’a dünye vü ‘ukbâ
Cehd eyle ne ‘ukbâ ola hâtırda ne dünyâ
KADERİN DİKENLERİNE YUF
Rûhî (1548-1605)
Kaderin dikenlerine yuf, ve onun gülüne ve gül bahçesine yuf
Aşkta rakiplerime yuf, ve bana acı çektiren sevgiliye yuf
Bir yaşam vardır şarabın verdiği zevklerle esir
Hem şarabı satana yuf hem şaraba yuf hem de onu içip sarhoş olana yuf
Ölümün çorak arazisi bu dünyada doğmuşlara ev olduğuna göre
Hem bu çölü geçen kervana yuf, hem de ona yol gösterene yuf
Şan ve şöhret alınıp satılırsa ne yapalım biz?
Hak etmeyene onu satana yuf, ve onu satın alana da yuf
Esrarkeşlerin gizemler öğrenmiş bilgeler olduğu bu dünyada
Hem onların fırıl fırıl dönen kendinden geçişlerine yuf, hem de haşhaşlarına ve gizemlerine yuf
Akıllı kötü yola düştüğü zaman, ve cahil güç kazandığı zaman
Hem bu dünyanın iyi şansına yuf, hem de onun kötü şansına yuf
Göklerin dönüşüyle getirilen iyi talihe de yuf, kötü talihe de yuf
Hem sabit yıldızlara yuf, hem de gezegenlere yuf
Dervişlere hem bu dünya hem de Cennet yasak edildiğine göre
Allah’la otur—yaşamı düşünmeyi unut, ne de bundan sonra zevkler gelecek diye namaz kıl.
Çeviren: Vehbi Taşar
Not: Rûhî’nin yaşamı Kanuni Sultan Süleyman ve Hürrem Sultan’ın oğlu ikinci Selim ve onun oğlu 3. Murad’la denk gelir. 3. Murad ondan iki yaş daha büyüktü ve 21 sene sultanlık yapmış olsa bile devletin bütün yönetimini Sokullu Mehmet Paşa’ya ve sarayın bütün yönetimini kadınlara bırakmış bir sultandır. Kanuni’den sonra sultanlar gitgide daha rahat bir hayat yaşamaya başlamışlar ve devlet dairelerinde rüşvet, iltimas, hırsızlık, layık olmayana önemli görevler vermeler gitgide artmıştır. Nitekim Kanuni’nin kendi oğlu İkinci Selim o zamana kadar İstanbul’da yatağında ölen ilk Osmanlı hükümdarıydı. Bunun nedeni o zamana kadar Sultan olmanın pek kolay bir iş olmadığıdır. Kanuni’den sonra gelen sultanlar kendilerini gittikçe hem devlet yönetiminden hem de halktan geri çekmişlerdir.
Bir bektaşi dervişi olan Bağdat’lı Rûhî’nin bu “yuflu” ve “lanetli” şiiri Rûhî’nin 17 dörtlükten oluşan uzunca bir şiiri olan Terkîb-i-Bendin’den alınmıştır. Ozanların bin senedir Türkiye’mizde var olan sosyal adaletsizliğe ve devlet içindeki çıkarcılığa olan tepkileri Rûhî’den sonra Nâbî ile ve başkalarıyla da devam etmiş ve elbette günümüze kadar gelmiştir ve hiç kuşkusuz da devam edecektir. Bunun bir örneğini Belçika şiirinde bulmanız muhtemelen mümkün değildir.



Alıntı ile Cevapla



Paylaş