Güzellik duygusu (fikri ve dışavurumu) her medeniyet ve kültürde farklıdır. Öz, içerik, şekil, genel yöneliş ve tavır, yaklaşım tarzı, diğerlerinden yararlanma fakat ilhamını kendinden alma, kendine özgü algılama ve aktarma bakımlarından her medeniyet farklı bir güzellik ideası ortaya koyar. Aslında mantığın doğruluk (gerçeklik), ahlakın iyilik, sanatın güzellik kavramları üçlü bir sacayağı teşkil ederler, yani bir bütündür ve birbirinden ayrı ve bağımsız değildir. Doğrulukta bir güzellik ve iyilik yönelişi de bulunmaktadır. İyilik, güzellik ve doğruluğun ana baba bir öz kardeşidir. Güzellik, iyilik ve doğruluktan ayrılırsa çirkinliğe dönüşür. Kesiştikleri bölgelerin büyük genişliğine rağmen, sadece kendilerine ait alanları da vardır, ama bu durum bizim bunları birbirinden tamamen bağımsız kabul etmemizi gerektirmez. Nitekim yazının ileri satırlarında güzelliğin, doğruluğun ve iyilikle ilişkisinden de bir nebze daha söz edeceğiz.
Güzellik duygusu tabirini kullandık. Çünkü güzellik fıtrattandır ve tabii ki Allah (c.c.) vergisidir. “Yaratanımız güzeldir ve güzeli sever.” Kâinatı ve insanları da en güzel bir surette yaratmış ve onların içine de güzellik duygusunu koymuştur. Birden bire gördüğümüz bir kır çiçeğini hatta bir dikenini neden hemen beğeniriz, güzel bulur ve hayran oluruz? Bu, fıtratımızdaki güzellik duygusunun sevkiyledir; Allah’ın güzel yarattığı bir şeyi, içimizdeki güzellik hissiyle algılayıp beğenme olayıdır. Güzellik fikri dedik, çünkü güzeli bilmek, algılamak, değerlendirmek; aynı zamanda öğrenilebilir bir şeydir, tefekkür ve akletmktir .




Alıntı ile Cevapla



Paylaş