O senmiydin?
Faili meçhul bir sıkıntı kurşunu vurmuştu yine.Atıverdim kendinden bezmiş,koşmaktan yorulmuş ama durmaktan da korkmuş ,korktuğu kadar da yaramazlık yapmaktan çekinmeyen çocuk edasıyla yaşayan sokaklarına İstanbul’un kendimi.
Yalnızlığı kaç geçiyordu bilinmez saatin pek bir ehemmiyeti bulunmuyordu.Suskun vakitlerimdendi..Ayaklarım bu anlamsız yürümelere alışkındı.Amacı olmayan ve hedefi bilinmez, varacağı yere önceden gitmiş ve beğenmemiş aklı evvel vakitlerim yineliyordu kendini.Kalabalığın arasında kaybolmak kelimesinin benim için bir anlam ifade etmesi idamlık bir mahkumun kafasına sıkması gibi bir şeydi.Sonu önceden belli olan bir yol tarifiydi kayboluşlarım.Her zaman geçtiğim dükkanlar artık beni selamlamaktan vazgeçmişlerdi. Vazgeçişleri duvarlarındaki yorgun afişlerden belliydi.Üst üste yığılmış çöp birikintisi gibi bir üstteki alttakinden habersiz kendini afişe etmenin neşesi ile kendini İstanbul sokaklarında boy gösteriyordu.
Zaman durdu desem çok mu sıradan bir söz olacaktı yada söz kelimesini hangi söz açıklayabilecekti ? Ayaklarım bile şaşırmıştı böyle bir ani duruşa. Orada gördüğüm senmiydin? Yoksa ben öldümde cennetteki hurilere mi denk geldim.Bir anlamsız ,bir kayıp,bir kimsesiz bakış okşadı saçlarımı.Yıllardır karanlıkta kalıpta ışığa çıkmış gibiydi gözlerim,bakamıyordu yüzüne. Sen niye durdun peki? Neden suratındaki bu ağlamaklı bakış? Konuşsam adımı bile söyleyemezdim. Bilincim akli dengesini bozmuş dengesizliğin kefesinde ağır bir rol oynamaktaydı.Top atılmıştı,İftar vakti değildi ama suskunluğumu bozma vaktiydi… Ellerin başka bir ele kenetliydi. Yanındaki,benliğimden habersiz mutluluğun sıcak kollarında gezinmekte,sen ise biliyorum ellerini onun ellerinden çıkartmadın nispet değil… Sahi o senmiydin köşedeki?
Belkide görmezlikten gelmeliydim.Bu kaçıncı iç saha mağlubiyetiydi.Yine hüzün takımının ilk onbirindeydim.Yürümeliydim.Ayaklarım ayaklarımdan tutmuş gitmeme izin vermiyorlardı. Vakit mutluluğu es geçiyordu saatin yine pek bir ehemmiyeti bulunmamaktaydı. Kunduracı Kemal abi elinde tamirlik köselesi ile bana bakıyordu.Anlamsız yüzümdeki kayıp benliğimi o da görmezlikten gelip ayakkabısını çivisine yılların bitkinliğine inat bir kez daha elindeki çekiciyle vurmaya başladı.
Koşuyordum,arkama bakmadan koşuyordum kalabalığın içine..Avcısının elinden bir anda fırlayıp denize kavuşmayı özlemleyen bir balık gibi insanların arasında kaybolmayı istiyordum.Ama sen arkamdan bakıyordun biliyordum.Ben küçükken yaramazlık yaptığımda annemin dediği gibi, benim arkamda da gözlerim vardı.Gözlerin bir yağmur bulutu yağacak hava arıyordu.
Sahi o senmiydin? Kalbime aşkının namlusunu dayayan ,sonrada hiç düşünmeden tetiğe basan..Beni anlamsız,kimsesiz kollara salan.. Artık koşmam lazım biliyorum..Yürüyemem daha fazla; alsın rüzgar ikinci el hüznümü gözlerimden ,kimse görmesin..
Sahi o senmiydin? Köşede duran ,aklımı , fikrimi yakan…
O senmiydin?
Ömer cem Güsal……..
Kimsesizlere……..



Alıntı ile Cevapla

Paylaş