Gözlerin gözlerimde.
Sabahında uyanmak vardı seninle İstanbulun . Gözlerini gözlerimde açman vardı.Nefesin nefesimde..
Bebek kokan teninle başlamak vardı yeni doğan güne.
Ve hayata inat gülmek vardı seninle. Hangi güç koparabilirdi seni benden, sen dışında ? Hangi kötülük bozabilirdi iyiliğimi? Hangi yağmur ıslatabilirdi bahçemdeki çiçekleri ? Sen benim sessizliğimdeki ses,karanlığımdaki ışık,açamadığım kapıların anahtarı,Sen benim… Ruhum !!
Boşuna değilmiş dalıp gitmelerin, tam en güzel yerinde sevincimin.Gülüşünle gülerken ağlamayı öğrendim.Sen kendini zorlarken gülüşlere,gözlerin çoktan fısıldamıştı hüzünlerini.
Evet hiçbir güç koparamazdı seni benden. Sen dışında. Ve sen,dışında kimsenin engel olmadığı bu sevdaya…Yine sen,tekrar sen,hep sen .. Son sözü söyleyen de sen ...
Günlerden bir gün gittin.. Hani küçükken annemin uykuya dalmam için anlattığı hikayeler gibi ,anlatırken yaşadığım,bittiğinde uykuya daldığım..Sen yaşadığım hikayem,gözlerimi açtığımda kaybolan gerçeğim.
Kaç sabah gözlerimi boşluğa açmam gerekli yalnızlığıma alışmam için? Ve kaç Güneş kurutacak ıslanmış sokaklarımı? Söyle kaç?
Ayrılık kavşağında kesişti yine yollarımız.Sen hep gittiğin ben hep baktığım..
Kaçıyorum! Kendimi kovalıyorum ve hiç durmadan koşuyorum. Kendinden uzaklaşmak istedikçe sana yaklaşıyorum. Işığım yetmiyor karanlığımı aydınlatmaya. Hiç mevsim kuşu olamadım biliyormusun. Soğuyan mevsimlerden bir diğer ılıman mevsime kanat çırpma ile geçti ömrüm.
Seni benden hiçbir güç koparamazdı.. Sen dışında.. Bir yaram var ki kanayan,hiçbir tuz yetmez üstüne basıp yüreğimdeki yaşları durdurmaya..
Ömer Cem Gürsal…



Alıntı ile Cevapla



Paylaş