Başlıktan anlaşılacağı gibi bugün- ben de dâhil- Kore dizilerinin neden çok çok sevildiğini anlatacağım. Neden? Çünkü, bazı arkadaşlarım ve aile fertlerim –abim - Kore dizilerine olan takıntımı anlamakta zorluk çekiyor. Bir dizi hayal edin, maksimum 15 bölüm sürüyor ve konu hiç bozulmadan bitiyor. Bir de bizim Türk dizilerini düşünün, mesela “Beni Affet” gibi 1038 bölümlük saçma bir dizi düşünün, bir de bu 1038 bölümde konunun nerelere kayabileceğini düşünün. 1038 bölümde affedilemeyecek ne durum var ortada acaba? Beni Affet’i geçtim bu diziyi herkesin izlediğini düşünmüyorum, bir zamanların en popüler dizisi Yaprak Dökümü, aile fertlerinin başına gelmeyen kalmamıştı. Şu an TV’de ne yayınlanıyor, bilmiyorum. Türk dizilerini izlemeyi bırakalı baya oldu. Olurda çok iyi bir yapımcıdan çok iyi bir Türk dizi çıkarsa, izlerim. – şu anlık mümkün değil gibi-


Diğer bir sebepse, Kore dizilerinin senaryoları çok iyi ama çok biraz nasıl desem masum türde. JHep bir Cinderalla hikâyesi, ama zaten bizi mutlu eden de bu. Genel olarak diziler aile ortamında rahat izlenebilecek türde öpüşmekten öteye gitmiyorlar, Amerikan dizisini izlemeye cesaret edin bir de. Aşklar hep çok masum, kötülerin hep kötü olmak için geçerli bir sebebi var, zaten kötüler bile sonunda genellikle iyi oluyor. Tam bir “happy ending”. Zaten happy ending olamayanları da ben izlemiyorum, amaç serotonin hormonunu çalıştırmak. Bir nevi antidepresan ilacı görevi görüyorlar. Oyuncuları ben başarılı buluyorum, bir oyuncuyu başka dizilerde bambaşka tiplerde yadırgamadan izleyebiliyorsunuz. Bu senaryolarda sinir bozucu şey nedir derseniz, bazın kadın tiplemelerinin ezik karakterli olması ve aile büyüklerinin şirket anlaşması için çocuklarını kendi buldukları kız/erkekle zorlan da olsa evlendirmeleri. Mesela, The Heirs dizisindeki Cha Eun-sang tipine sinir olmuştum. Bu karakter annesi ile yaşıyor, ablası Amerika’da okuyorum yalanıyla annesiyle kız kardeşinden gelen para ile geçiniyor, aile fakir, annesi dilsiz olduğu için yapabileceği tek iş hizmetçilik, dolayısıyla kız geçinebilmek için devamlı partime işlerde çalışıyor. Karakterin en sinir olduğum yanı ise devamlı kendini ezdirmesi, kendisini aşağılayan insanlara sesini çıkarmaması. Fakat bu tipler genel olarak kadın karakterlerde yaygın. İlk başlarda beni çok rahatsız etmişti ama sanırım sonradan alıştım. Daha sonra izlediğim dizilerde kadın karakterler bu derece ezik tipli değillerdi, zaten bu diziyi son bölümde dayanamayıp bırakmıştım. Dizinin sonu ister mutlu iter mutsuz bitsin dizinin tüm bölümleri ağır drama içeriyordu. Mesela bunun gibi Uncontrollably Fond dizisi vardı, bu diziden çok büyük umutlarım vardı. İlk 5 bölüm baya güzel geçmişti, izledikçe her bölümde bir şeyler açıklığa kavuşuyordu. -hatta bu diziye arkadaşımı zorla başlattırdım, sorry arkadaşım.- Fakat sonra adamın hastalığı konusunda doktorlar ümitsiz konuşmaya başlayınca ben bıraktım diziyi, bir de arkadaşım bana bu dizinin mutlu son olmayacağından kesin emin olduğunu söyleyince iyice soğudum. Spoiler veriyorum, şöyle bir şey yapmaya karar verdim, onun huyudur izlediği diziyi yarım bırakmamak kötüde olsa, o nasılsa sonuna kadar izleyecekti, eğer mutlu son ile biterse ben de bitirecektim diziyi ama mutlu son ile bitmedi ne yazık ki. Bu dizide ileride mutlaka Türk dizisine uyarlanır, tipik bir Türk dram dizisi olur. İşte senaryolar bu kadar iyi olduğu için, bizim Türk yapımcılarda bu senaryoları Türk dizisi olarak uyarlamaya karar vermişler. Nedir bu diziler derseniz, ilk uyarlanan sanırım Kiraz Mevsimi. Ben de uyarlama olduğunu bilmeden izlemiştim ama sonra bıraktım çünkü Türk dizilerinin yapısında var bölümler ilerledikçe saçmalamak. Orijinal versiyonun adı A Gentleman's Dignity. Yazının başında bahsettiğimiz 1038 bölümlük Beni Affet dizisi de Temptation of on Angel adlı Kore dizisinden uyarlama, tabi dizisin orijinali sadece 21 bölüm sürmüş, bundan sonra bizim Türk senaristler artık neyi ne kadar uydurmuşlarsa 1038 bölüm olmuş. Bir Aşk Hikâyesi adlı 36 bölümlük 2013-2014 yılında Fox TV’de yayınlanan dizinin orjinali ise I’m Sorry, I Love You. –bu da uyarlamaymış yeni öğrendim, güzel diziydi ama sonra bozdu.- Kocamın Ailesi adlı bir zamanlar çok sevilen dizi de My Husband Got A Family adlı Kore dizisinden uyarlamaymış, bir de Kore dizilerini beğenmezler. Son dönemlerde sanırım hiç orijinal bir dizi çıkmamış, bizim diziler yarı orijinal olmuş. Kore dizileri genelde 15 bölüm sürdüğü için geri kalan bölümleri senaristler zahmet edip devam ettirmişler. Kore dizisi denilince akla ilk gelen Boys Over Flowers dizisi de Türkiye’ye Güneşi Beklerken adı ile uyarlanmış. Daha birçok uyarlanmış dizi var, geri kalanları yazmak istemiyorum, epey uzun olacak yoksa.


Kore dizilerinin bağımlılık yaptığı bir gerçektir, bence. Ne zaman Kore dizisi izlesem zaten 15 bölüm diye peş peşe 4 5 bölüm birden izliyorum. Her bölüm öyle bir yerde bitiyor ki bir sonraki bölümü izlemeden duramıyorsun. Bir de şöyle bir şey var, Koreliler öyle yemek yiyorlar ki insanın canı çekiyor. Mesela, Kore dizisine başlamam ile birlikte Noodle yemeye de başladım. Kendim yapamayacağım için hazır olanlardan alıyorum, çok lezzetliler. –gözlerimden kalpler fışkırıyor şu anda- Yakında muhtemelen Kore dilini de öğrenmeyi isteyeceğim, İngilizce bitti de Korece kaldı. Zaten şimdiden bir sürü kelime kaptım bile. Omma, Ajossi , Hyung ,Oppa -bu biraz sıkıntılı bir kelime abi anlamına geliyor ama sevgiliye söyleniyor- Biane, Kamsahamnida-Çösonghamnida, Kre/Ani, Ottohke, Kacima bu ilk öğrendiğim kelimeydi o da zaten gitme anlamına geldiği için kaçma ile benzerliğindendir –bana bu kelime nedense The Heirs’i hatırlattı orda en çok duyduğum kelime buydu- Yobuseyo bir sürü kelime öğrenmişim.


Bir de, dizilerde o kadar romantik adamlar var ki elinde olmadan âşık oluyorsun. Ben Kore dizilerine başlamadan önce, dillerini ve tiplerini açıkçası biraz yadırgamıştım. Dilleri çok kaba ve anlaşılmaz geliyordu, tipler ise hayalet gibi bembeyaz. Ama sonradan işte o romantik adamları görünce kalp kalp. Erkekler de çok aman aman tipler yok ama kızlar gerçekten çok güzeller. Biraz o beyaz tenlerini kıskanmıyor değilim, kesin porselen makyaj. Erkekler de beğendiğim şimdiye kadar So Ji-sub ve Sung Joon oldu. Kadınları söylemeye gerek yok çoğunluğu zaten çok güzel.


Yazımı da bu kadar ayıla bayıla anlattığım romantik-komedi türündeki en sevdiğim Oh My Venus-bunu kesinlikle izleyin pişman olmazsınız, 1 hafta olmadan diziyi bitirdim keşke bitirmeseydim dedim-, W Two World ve Kill Me Heal Me dizilerini önererek bitiriyorum. İzleyin, izlettirin.

Kaynak: http://blog.milliyet.com.tr